Yazı Detayı
14 Aralık 2017 - Perşembe 17:27 Bu yazı 450 kez okundu
 
ODAKLAN GÜLÜMSÜYORUM
Seliz ARAY
selizzarayy@gmail.com
 
 

ODAKLAN GÜLÜMSÜYORUM

Bir insanı ne mutlu eder? Bir şeyler alması mı yoksa bir şeylere sahip olması mı?

Her şeyden önce bu hayatı çok ciddiye alan insanlar ne olursa olsun mutlu olamazlar. Her zaman dediğim gibi bu dünya oyun alanı bizim için. Çevremizde ne görmek istersek onları görüyoruz. Kötü olaylara odaklanırsak hep mutsuzluklarla ve kötülüklerle karşılaşacağız. Oysa o kadar çok mutlu olmak için sebep var ki… Mesela ben bugün sabah iş yerimi açtığımda radyoda çalan bir şarkıyla çok mutlu oldum. Bir yandan şarkıyı söylerken bir yandan da şarkıyı söyleyebileceğim kişiyi hayal ettim. Güne nasıl başlarsanız öyle gider ve ben sevinçle, gülerek başladım. Öyle de geçiyor günüm. Bu arada çalan şarkı Sertap Erener’den “Kime diyorum”. Şarkının sözlerini biliyorsanız nasıl bir ruh hali içinde olduğumu anlarsınız. 

Aslında şeytan değil de mutluluk ayrıntıda gizli. Benim gibi meraklı ve detaycı insanlar bu saklanan ufak mutlulukları çok rahat bulabilirler. Sadece nereye ve nasıl bakmak gerektiğini anlamak lazım. Diyorum ya nefes aldığımız her an ölüyoruz. Mutluluklara odaklanın, siz mutlu olursanız gülümsersiniz. Gülümsemeniz bir başka insanı da gülümsetir. Çünkü bulaşıcıdır gülümsemek, tıpkı esnemek gibi. Benim bir müşterim vardı. Onunla ilk karşılaşmamızdı o gün. Ve onun yüzü çok asıktı. Bense sürekli gülümseyen biriyim zaten. Kadına sürekli gülümsedim. Geldiği andan itibaren, servisini yaparken bile. En son kalkmadan önce o da gülümsemeye başlamıştı. Sonra ona çok iyi geldiğimi, aslında moralinin çok bozuk olduğunu, zor bir dönemden geçtiğini ve şu an kendini çok daha iyi htiğini söyledi. Enerjimin fazlasıyla ona ulaştığını bilmek beni mutlu etti. Ve gerçekten de mutluydum, çünkü bir insanı daha gülümsetmeyi başarmıştım.

Bence bu konuda birbirimizle yarışmalıyız. Yarışmalıyız ki daha fazla insanı gülümsetebilelim. Bizler güzele odaklanacağız ve çevremize de bunu yayacağız.

Geçenlerde bununla ilgili bir yazı okumuştum. Kısaca sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Üniversitede hoca sınıfa girer ve bugün sürpriz sınav yapacağını söyler. Sonra sınav kâğıtlarını sorular gözükmeyecek şekilde dağıtır. Öğrenciler tedirgindir. Hoca kâğıtları dağıttıktan sonra öğrencilerine sınava başlamalarını söyler. Öğrenciler kâğıtlarını çevirdiğinde şaşırırlar. Hoca kâğıtta ne görüyorlarsa onu yazmalarını ister. Bomboş kâğıtta sadece ortasında büyük bir siyah nokta vardır. Öğrenciler şaşkınlıkla yazmaya başlarlar. Herkesin sınavı bittikten sonra hoca kâğıtları toplar ve yazılanları sesli biçimde okur. Sonra anlatmaya başlar; “Bu sınavdan puanlama yapmayacağım. Sadece sizleri biraz düşündürmek ve farklı bakış açıları yaratmak istedim. Ancak görüyorum ki hepiniz sadece ortadaki siyahlık üzerine yazmış. Hiç kimse geriye kalan beyazlığı yazmamış. Aslında hayat da bu şekilde geçiyor. Çevremizde her gün mucizelere şahit oluyor, bir sürü güzellik görüyoruz. Ama tıpkı bu siyah noktaya odaklanıp beyazlığı görmediğimiz gibi onları da görmüyoruz. Ufak pürüzlere takılmayın, hayatı da kaçırırsınız. Tıpkı bu sınavda gördüğünüz siyah nokta ve görmediğiniz koskoca beyazlık gibi…”

Yapmamız gereken odağımızı değiştirmek ve hayatı ıskalamamak.

Yeni bakış açılarına…

Bol gülümsemeli ve gülümsetmeli sevgi dolu günlere…

Sevgiyle kalın.

 
Etiketler: ODAKLAN, GÜLÜMSÜYORUM,
Yorumlar
Haber Yazılımı