google-site-verification: google1c8961f705f094a6.html
Yazı Detayı
05 Şubat 2021 - Cuma 15:45 Bu yazı 797 kez okundu
 
SEYYAH KELİMELER...
Birgül POLAT
birgulnistimanpolat@hotmail.com | Sosyolog
 
 

SEYYAH KELİMELER...

Kelimelerin seyyah olduklarına, varlıklarını da bu seyyah olma hallerine borçlu olduklarına inanırım hep. Bu sebeple de seve seve kelimelerin peşine takılıyorum, sanırım bu anlamda sürüklenmek zihnimi doyuruyor.  Son günlerde ki yolculuğumu da etimolojinin içinde yapıyorum tabi ilk organizmalar ve atamız Luca’yı saymazsak… John S. Dunne ‘Kelimeler ve müzik insan evriminin güzergâhlarıdır.’ derken ne kadarda haklıdır. Şimdi düşünüyorum da yapılacak ne kadar çok şey birikmiş ve yolculuklarımız ne kadar çok ertelenmiş!

Haftalardır Etimolojiyi kurcalıyorum, parmak uçlarımı denize sokup çıkartmak gibi, zemin hem çok kaygan hem de güçlü, sizi içine çekiyor ve bu zemine karşı koymak neredeyse imkânsız, ama ilginç olan tarafı kelimelerin kendine has bir kuvvet barındırmaları ve bu kuvveti de size htirmeleri.

Kelimeler yurt edindikleri topraklarından çıkar ve yeryüzüne dağılır, tarihte yapılan yolculuklar gibi, bir kadına, bir adama, bir çocuğa, nihayetinde insana, insanın hikâyesine, insanın sesliliğine ya da sessizliğine ya da varlığına ses olmak için yol alır. Bu yolculukta farklı mekânlarda konaklar bazen bir mağara duvarında, bazen bir kil tabletinde, bazen bir deri üzerinde, bazen bir el yazmasında, bazen bir kalpte, bazen bir davranışta,  bazen parlak bir zihinde, bazen uçup gidecek bir düşüncede…  Kelimelerin üzerinden yürürüz kendi yaşam hikâyelerimize bir seyyah gibi…

                                                 

Pablo Neruda’nın dediği gibi ‘Her şey bir kelimeye bağlı… Bütün fikir bir kelime değiştiği ya da birine beklenenden daha fazla önem verildiği ve sonra ona itaat edildiği için değişti. Kelimelerin tonu, şeffaflığı, ağırlığı, tüyü, saçı, bir nehir boyunca evini terk edip birçok şeyin kökü olmaya gelenler vardır… Hem çok eski hem yeni doğmuşlardır…’ bu kadar güzel anlatıla bilinirdi sanırım. Hayatımızda ki kelimelerin tonunu, şeffaflığını, ağırlığını düşünmeliyiz belki içimizde kök olmaya gelenler vardır.

Yaşam hikâyemizi var eden kelimelerimiz nelerdir?

Kişisel kelime repertuarımızın ilk beş kelimesi hangilerinden oluşuyor?

Duymaktan en çok hoşlandığınız kelimeler azaldılar mı?

Evrenin boşluğuna kaç iç ısıtan kelimelerinizi gönderdiniz?

Yaşamınızda hiç yanaşamadığımız (negatif) kelimeleriniz var?

Ve bir de içi boşaltılan kelimeler, laçkalaştırılan kelimeler ya da başkasında varlık bulup sizde anlam ifade etmeyen kelimeler, duymayınca bizimde duyurmadığımız kelimelerimiz var!

Masaru Emoto Japon bir doktor ve yazardır. İnsanın bilincinin ve sözlerinin nesneler üzerinde etkiler yapabileceği üzerine çalışmalar yapmıştır. Bunlardan en ilginci:  Su üzerinde yaptığı ve popüler olan bir çalışmasıdır. Masaru, bedenimizin ve dünyanın 70’inin suyla kaplı olduğu ve suyun yaşam için ne kadar hayati değer taşıdığı yönündeki görüşünü çarpıcı örneklerle ortaya koymak için bu araştırmayı başlatmıştır. İnsan vücudunun ve dünyanın en önemli yaşamsal maddesi olan su, düşüncelerden ve dışsal çevreden aldığı etkilerden etkilenebilir miydi?

İnsanın ve Dünyanın ayrılmaz bir parçası olan suyun vereceği tepkilerle insanın ve Dünyanın vereceği tepkiler neden benzerlik taşımasın? Emoto, suya bir müddet güzel, kaliteli müzikler dinletti, suya her gün çok güzel sözler söyledi ve su kristalleri berraklaştı ve güzelleştiler. Bir dönem sonra bunların tam tersini yaptığında, su kristalleri tam tersi bir görünümle şaşırtıcı derecede değiştiler. Ve bir daha söylemek istiyorum, bu kelimelerin kendine has bir kuvvet barındırmaları ve bu kuvveti de size htirmeleri.

Kuvvet barındırmayan, ihtimam gösterilmeden alel acele söylenmek adına söylenen kelimeler,  dinleyenin de söyleyenin de karşılıklı kabul ettikleri,  basit ve samimiyetsiz kelimeler..

‘Nahaber? Ne yapıyorsun?’ benim için çok fazla negatif yüklü bir cümle çünkü hal böyle sorulmaz. Böyle söylüyorsa bu hal sormak değildir. En çok özlediğim kelimelerden biriside ‘Nasılsın?’!  Şansım yaver giderse günde bir defa duyuyorum, geri kalanlar ‘Nahaber? Ne yapıyorsun?’ Benimle karşılaşırsanız aklınızda olsun ‘Nasılsın?’ kırmızı çizgimdir.

Kelimelerin bir diğer ilginç tarafı ise sessizce, biz onların farkına varmadan, onlar ise dikkatli ve özenli hallerini takınıp nazikçe ayrılırlar dudaklarımızdan, davranışlarımızdan, literatürümüzden, yaşamlarımızdan, dediğim gibi kendilerine has bir kuvvet barındırıyorlar.

Mesela başlı başına bir kuvvettir ‘Terk etmek’ kelimesi!

Sadece insan mı insanı terk eder? Hayır. Sadece insan insanı terk etmez. Sulamadığın çiçek, dolapta unuttuğun bir meyve, okumadığın bir kitap, yemini vermediğin balık, çalmadığın enstrüman, selam verdiğin komşu, yaprakların dökülüp ve kuruduğu yolda yapmadığın yürüyüş, konuşmadığın dil, söyleyemediğin şarkı, izlemediğin gökyüzü, gitmediğin yol, gülümsemediğin çocuk, taş sektirmediğin sular, edinmediğin cesaret, kuramadığın cümleler, söylemediğin kelimeler…

Ne çok şey terk edebiliyormuş bizi ya da çoktan terk etmiştir zaten!

Öyleyse tekrardan işe koyulma vakti! Gidenlere seslenme vakti, eve geri dön deme vakti! İsmet Özel’in dediği gibi;

Eve dön! Şarkıya dön! Kalbine dön!

Şarkıya dön! Kalbine dön! Eve dön!

Kalbine dön! Eve dön! Şarkıya dön!  

 
Etiketler: SEYYAH, KELİMELER...,
Yorumlar
Haber Yazılımı http://go.onclasrv.com/afu.php?zoneid=1665937