google-site-verification: google1c8961f705f094a6.html
Yazı Detayı
16 Ekim 2021 - Cumartesi 19:40 Bu yazı 512 kez okundu
 
SUSUYORUM...
Esra GÜMRÜKÇÜ
esragmrkc61@gmail.com
 
 

SUSUYORUM...
Susmaya dayanamaz hale gelsemde 
Söylemek istediklerimin tam zıttını söyleyerek...
Ağlama isteğimi bastıra bastıra en güzelinden gülüyorum...
Dediğim gibi, ben hep mutluluğu seçmek için seçiyorum, acılarımı bastırarak, görmezden gelerek...
Mecbur hissederek veya zorunda bırakılarak, kendimi zorlayarak....
Sonuçta bu benim seçimim severek yaptığım bir seçim.
Yağmuru ve güneşi aynı anda severek...
Gece sokaklarda şarkı söyleyerek...
Deli değilim, benim içim, kafamdan bile güzel...
Kendi varlığım, kendim için en büyük mucize...
Kıymetimi bilemeyen herkesin canı kendine armağan olabilir...
Yeter ki tam vaktinde bana layık olamayacaklarını fark edecek kadar onurlu olabilsinler...
İçimden geçmeyen şeyleri geçiyor gibi konuşanlardan kaçarak giderim...
Anlattıklarımı, anlamak istedikleri gibi anlatanlardan daha kötü bir düşmanım yok benim...
Sorarlarsa hep insan canlısıyım ama bilemezler insana olan tahammül seviyemi...
Nedir beni özgürleştiren? Elbette ki unutmak isteyişimdir...
Unutmak isterim içime dert olanı, sırtıma yük olanı...
Sanarlar ki hep elimde poşetlerim yok ama bilmezler kafamın içinde taşıdığım ağırlıkları...
Düşünmek istesem çıkamam işin içinden ve mutluluğa vakit bulamam...
İnsanlara ayak uydurmak çok zor...
Onlara göre olamam...
Zaman ufalanıp duruyor avuçlarımda, ıslak bir toprakta çürümenin acısını bilemem...
Kendi küçük dünyamda tek kişiyim bazen kendi kendimin ne yapacağını bile bilemem...
Birini kendimden daha çok sevsem hep kaybederim mesela...
Zaten bu kadar kısa bir zamanda bu kadar basit bir hayatta başkasına değer vermek neden?
Kendimi sevmeliyim, kendim için bir şeyler yapmalı ve kendimi kendim mutlu etmeliyim...
Şartlar ve mekanların bir önemi yok çünkü ruhlara pasaport ve isim sormuyorlar...
Dünya maddi bir boyutta çok değersiz ve alakasız olaylara mekan olabiliyor.. 
Bu kadar basit bir zeminde tüketmemeliyim narin ruhumu...
Geçip gitmeliyim usulca bu acayip ilginç zeminden ve içinde barındırdığı mantıksızlık abidesi şeylere ilişmeden...
Bazen anlatmak için güç buluyorum, farklı insanlar yeni kazandığım enerjiyle beni anlarlar diye bir umut istemsizce ve umutsuzca defalarca aynı şeyi söylüyorum öyle bir şey ki beni hala sarıp  "Evet seni anlıyorum!" diyen bir ruha yakın olamamışım  hep oluyorum sanarken rüya bitiyor, ben yorgun düşüp yine anlatamadım ve yine anlaşılamadığım için acıyla kıvranıyorum. Keşke ölsem... Ölsem de bu acıyı yine yine bir umut diyip diyip kendime yaşatmasam... Kendimi aramaktan yoruldum... Ey kaybolmuş diğer yarım! Emin değilim ama sanırım sen buralarda  hiç yaşamıyorsun ve ben sanırım ruhumu teslim etmeden tamamlanamayacağım... Ben üzülmüyorum bilesin, küçük bahanelerle mutlu olmaya çalışarak ve minicik umut ışıklarıyla günlerimi yiyip bitirmekle yoruldum... Ruhumu yeşertmek için bedenim bir tohum olabilir ve tohumların çimlenmesi için toprakla örtülmesi gerekir.... Bin defa ölmektense bir kere ölmeyi yeğlerim çünkü değmiyor hiç kimse bin defa dirilmeme...
Üşümekten ve anlaşılamamaktan tükendim...
Yalnızlık duygusu beni bir zindana sokmuş durumda, olaysızlıklar döngüsünde eriyorum ve çok güçsüzüm...
Birileri beni kurtarsa da ömür boyu kurtarılmadığım yanılgısıyla yaşayacağım... Bazı hikayeler acı sonla biter belki benim hikayemde tatlılık sadece bir hayaldir....

 
Etiketler: SUSUYORUM...,
Yorumlar
Haber Yazılımı http://go.onclasrv.com/afu.php?zoneid=1665937