google-site-verification: google1c8961f705f094a6.html
Yazı Detayı
28 Ocak 2017 - Cumartesi 17:06 Bu yazı 1743 kez okundu
 
YEŞİL ELDİVEN
Öztan AYDIN
 
 

YEŞİL ELDİVEN

“Mümkünse bir daha karşıma çıkma.” dedi ve gözlerimin içine düştü öfkesi. Afalladım bir daha onunla görüşmemek, onu görmemek… Ah! Kelimeler dahi endişeli… Ben bu durumu düşünmeye dahi cesaret etmezken dudaklarından dökülen her harfin katili olmak istedim o an. Böyle bir şey mümkün olabilir miydi? Sokağın ışığının rengine benzedi gözleri, varlığıma haciz koymaya niyetli gibi. “Bunu bana yapamazsın” dedim. Yutkundum sadece yutkunabildim o sırada. Sonra vahiy gelmiş imdadıma misali koy verdim kendimi.

Sen asfalt yola çizdiğim, gece Allah’a fısıldadığım, adını bir kâğıda yazıp surelerin arasında sakladığım Ben’sin, tüm dualarım içinde gezindiğin seyyahımsın, karanlıktan korkan ruhuma aydınlığı armağan edensin. Tüm şarkılara sığdırdığım nota, tüm gördüğüm rüyaları hayra yorduğum düşümsün karşına çıkmamam mümkün mü?

Yeşil eldiveninden hıncını çıkarırcasına parmaklarıyla çekiştirip durdu. içindeki tüm olumsuzlukları eldivene yüklüyordu sanki. Bir şey demesini bekledim bekledim bekledim. Gece de bekliyordu, sokakta, köşede bizi izleyen kedi de. Bir an sanki tüm şehir bizi izliyor gibiydi, utandım. Kazağının kollarını yukarı çekip kahverengi deri saatini kolundan çıkarıp elimi tuttu ve saati avucuma koydu.

“İkimiz artık zamanın dışındayız. Zaman dahi şikâyetçi insanları yönetmekten bak öldürülüyoruz, tükeniyoruz bombalı saldırılara kurban gidiyor canlar, açlıktan ölüyor küçük çocuklar, kıyıya vuruyor bir bebeğin bedeni, kavruk coğrafyalarda çocuklar atılan çığlıktan tanıyor annesini. Anneler dünyaya erkek çocuk getirmekten korkuyor artık bunu biliyor musun? Kirli siyasetlere alet edildik bırak sevgi katillerin olduğu dünyada yaşanmasın, daha güzel bir dünya için sakla o gün gelecek inan bana.”

Söylediği sözler avucumu terletti avucum saati. Haksız da değildi hani lal olmayı tercih etti dilim. Yalnızca o gün hangi gün diye sorabildim. Gözlerimden kalbimin içine baktı sanki. Ellerim uyuştu, hislerim uyuştu, bizim kapının önündeki şeftali ağacının dalları uyuştu, gecenin yanakları al al bende ise utangaçlık belirtisi. Susmakla yetindi ben bunca durumla başa çıkarken.

Bari yeşil eldivenlerini de ver sensizlikten üşüdüğümde onlara sığınırım

“Oğlum uyan hadi uyan kapıda polisler seni soruyor.”

Beni mi? İyi de Neden Anne?

“At izi it izine karıştı hakkınızda yakalama kararı var “

Ama nasıl olur ne yaptım ki ben. Sizin gibi bir polisim bende. Devlet için çalışmaktan başka bir şey yapmadım.

“Soru sormayın lütfen biraz hızlı olun”

Bir dakika daha yeşil eldivenleri alacaktım. Beni götürdüğünüz yer soğuk, onsuzluk soğuk…

Zaman donuk. Şimdi ne gökyüzünün mavisi ne de denizin serinliği yakın bana. Tüm simalardan uzak simam. Biraz kırgınlık çokça hüzün var. Kirli siyasetlere alet edildik. Ellerim üşüyor ellerim .Yeşil eldivenleri verin bana. Anneme söyleyin yastığımın altında.

 
Etiketler: YEŞİL, ELDİVEN,
Yorumlar
Haber Yazılımı http://go.onclasrv.com/afu.php?zoneid=1665937